Acılar Şenliği Afiş

 

seyirci yorumları

basında çıkan yorumlar

Bilet Fiyatları, tam 15 ytl. öğrenci 10 ytl.

En az 20 kişilik gruplarda bilet fiyatı 10 ytl.

İSTANBUL DIŞINDA VE ÖNEMLİ BİR ÖZRÜ OLMADIĞI TAKDİRDE, OYUN SONRASI KALMAK İSTEYENLERLE YAPILACAK OLAN SOHBET TOPLANTILARINA SEVGİLİ YAZARIMIZ BİLGESU ERENUS DA KATILACAKTIR.

ACILAR ŞENLİĞİNDE GÖRDÜKLERİM

Bilgesu ERENUS

Ön kapağında Mengü Ertel Usta’nın,Objektif-Göz’ün Gözbebeği’nden bizleri seyreden gençlerin bir desenini taşıyan Acılar Şenliği, toz değilse de, koyu pembe rengiyle, şu an  masamda duruyor. On yedi yıl önce 1991’de Akış Yayıncılık’tan çıkmış. Arka kapakta, bir sokak eyleminde çekilmiş siyah giysili fotoğrafımın altındaki paragrafta  şu sözler yer alıyor: “Seni seviyorum sokaktaki adam,her şeye karşın seviyorum seni, bütün kusurlarına karşın... Ölme, ölme sakın, iyileşeceksin tamam mı, güzel yanların baskın çıkacak çünkü; senin bile ayırdında olmadığın o yanların, direnç bile sayılabilir bir anlama...” #bfb76f

Basılmış olsa da Acılar Şenliği’ni, uzun bir süre, yazdığım oyunlar arasında saymakta zorlandım. Mesleksel anlamda şöyle bir kusurum var; Bir oyunumun yazılıp bittiğini anlamam için, onu mutlaka ve mutlaka,  seyircisinde seyretmem gerek!

Sovyet Bloku’nun çökertildiği yıllarda, tiyatrolar ve rejisörler, haberli olsalar da Acılar Şenliği’nden uzak durmuştu. Aslında, oyunlarımdan çok, ismimden uzak durulan günler… Sürekli gözaltına alınıyor, yargılanıyordum.  “Acılar Şenliği’ni keşke Bilgesu yazmamış olsaydı da oynasaydık!” diyen tiyatroların yanı sıra, başlayıp vazgeçenler de oldu. Şikayetçi değilim, onlar bana inatta sabrı yaşatıp, farklı bir güç kattılar.

2008 yılının sonunda, hem seyredenler hem de yazarı için Acılar Şenliği’ni görünür kılan, Özkan Schulze ve Arama Tiyatrosu’na, kucak dolusu sevgiler...

Şimdi ben, Acılar Şenliği’nde, seyirciyi seyrederken, bu yaşanan günleri daha o günden nasıl olup da gördüğümü görüyorum.

Şimdi ben, içimizdeki son yargıç, vicdan, giderek toplumsallaştığı için, devrim’i ve kaçınılmazlığını görüyorum.

Şimdi ben, sokaktaki adamın ya da uyuyan devin –dünyada ve bizde- uyandığını görüyorum.

Demek ki, her yaştan çocuklarla yeniden devrimin peşine düşülecek!

İçimin rahatlığı bundan geliyor, mutluyum.

Siz bu fotoğrafın neresindesiniz?

Arama Tiyatrosu eski bir fotoğrafın öyküsünü

taşıyor sahneye!

ACILAR ŞENLİĞİ

Fotoğrafta, dağda sürgün vermiş çiçekler benzeri üç genç görüyoruz… Bir benzerleri daha var, o görünmüyor, fotoğrafı çeken… Acılar Şenliği’nin  sorusu açık ve net. Ne oldu da bu dört genç artık birbirlerine benzemez haldeler?

Biri, karşı olduğu sistemle uzlaşmış ve muhteşem bencilliğini büyütüyordur artık; bir iş adamı ve parolası, daha fazla kâr, hemen şimdi burada!

Diğeri, devrimci bir derginin editörüdür, kendini tekrar etme pahasına direnmeyi sürdürenlerden…

Acılar Şenliği’nde, Küçük Prens ya da Che diye adlanan genç ise, yok artık! Sol düşüncenin tutsak alındığı hapishanelerden birinde, diş macunu tüpüyle damarlarını delerek intihar etmiş.

Ya fotoğrafı çeken? Dördüncü benzer? O ne uzlaşıp ne de direnebildiği için beynini alkole yatıran biri. Acılarla eğlenirken, aslolan acılar da direnmektir, deyip yeniden gün yüzüne çıkabilecek mi peki? Kendisini Küçük Prens’in hiç doğmamış kızı ve Che’nin eşi diye adlayan ve “ölenler boşuna mı öldü?” sorgusundaki genç kuşaktan biriyle yapacak belki bunu?

Acılar Şenliğinin sonunu bilmenizde hiçbir sakınca yok. Yüzer gezer çoğunlukları temsil eden bu iki kişi, ne uzlaşabilen ne de direnebilenler yani, oyunun sonunda, Sheaskespeare’in sonesine adımlarını uydurarak hak kavgası adına yeniden sokağa  çıkabilecek gücü kendilerinde buluyorlar.Ve her yaştan çocuklar ve çocuklar peşlerine düşüyor onların!

 

 

1

 

 

fotocu

 

iletisim ve Rezervasyon